BLOG

Zorunlu Bes İstenildiği Gibi Gerçekleşti mi?

Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı yasalaşarak 01.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmişti.

Yasada belirtildiği gibi, Türk vatandaşı olup 45 yaşını doldurmamış olanlardan (özel sektör ve kamu sektörü çalışanları) bireysel emeklilik sistemine dahil edilmeleri zorunlu hale getirilmiştir. Kanun hükümlerine göre bir emeklilik sözleşmesi olması ve emeklilik planına dahil edilerek, aylık prim esas kazancın % 3’ü nispetinde kesinti yapılarak bu fona aktarılması açıkça belirtilmiştir.

Bu zorunluluk ile çalışanların, 2017 yılı için en düşük 53,33 TL, en yüksek ise 399,94 TL tutarında zorunlu tasarruf etmeleri sağlanmaktadır. Bu zorunluluk 01.01.2017 tarihinde ilk defa hayata geçirilerek 1.000 kişi ve üzerinde çalışılan işyerlerinde geçerli olmak üzere başlamış olup, belirli tarihlerde kademeli olarak kişi sayıları düşürülmüştür. Toplamda ise 2. Yılın sonunda ciddi bir katılımcıya ulaşması, bu katılımcılar sayesinde de yüksek bir tasarruf ortamının yaratılması öngörülmektedir.

Peki Şimdi Durum Nedir?

Devlet otoritesi tarafından yapılan açıklamalara bakılacak olursa, Bireysel Emeklilik Sistemine otomatik katılımcı sayısının 6.8 milyon civarında olduğu, bu sayı ile yaklaşık fon tutarının ise 490 milyon liraya ulaştığı söylenmektedir. Ancak ortada birde bu sistem tarafından bakıldığında tasarruf etmek istemeyenlerin 2 ay içerisinde cayma haklarının da yer aldığı bir dezavantajı söz konusudur. Açıklamalarının devamında, katılımcıların bu haklarını kullandığı ve bu cayma haklarının yanlış anlaşıldığı, tasarruf etmek isteyenlerin bile cayma haklarını kullandığını ifade edilmektedir. Yapılan açıklamaların (tabiri caizse sitemin) bireysel emeklilik şirketlerinin vermiş oldukları desteklerin yetersiz olduğu ve doğru bilgilendirmelerin yapılmadığıdır. Bundan dolayı da %38 nispetinde bir geri çekilmenin (caymanın) kaçınılmaz olduğu gerçeği ile karşı karşıya kaldıklarını vurgulamaktadır.

Bu bağlamda devlet tarafından 2003 yılından beri hayata geçirilen bireysel emeklilik sistemi ne ek olarak atılan bu yeni adım sayesinde daha fazla bir fonun oluşturulması, gerek ülke ekonominse gerekse fona katılacak katılımcılar için tasarruflarını kontrol altında alabileceği düşünülmektedir. Ancak bu sisteme zorunlu olarak dahil olanların yaklaşık yarısına yakınının cayma haklarının kullandıkları, sistemde kalanların ise bir kısmının devlet katkısının olması ve sisteme devlet nezdinde güven duymaları kalmalarındaki en büyük etkenler olarak sıralanabilir.

Katılımcıların Artması Sağlanabilir mi?

Günümüzün teknolojisi ve reklam altyapısının birleşmesiyle, bu sisteme dahil olacaklara doğru anlatım yapılarak bu mümkün hale gelebilir. Yapılacak bu anlatımlar ile toplumun güven algısının iyi analiz edilmesi, özellikle de bu sistemin entegrasyonunun doğru kurgulanması artışı beraberinde getirebilir. Farklı bir yerden de bakmak gerekirse, cayma kelimesinin yerine farklı bir kelime kullanarak, katılımcıların vazgeçmelerinin önüne geçebilir. Daha da ileriye gidersek, prim esas kazancın % 3 nispetinde değil % 2 nispetinde değerlendirilmesi, katılımcı sayısının artışında büyük rol oynayabilir.