BLOG

Sgk Teşviklerinin İşsizliğe Katkısı

Bilindiği gibi tüm dünyayı etkisi altına alan, ülkemizin ve ülkelerin de büyük sorunu haline gelmiş; ‘’işsizlik’’ hayatımızın vazgeçilmez sorunları arasında yerini korumaya devam etmektedir. Her geçen gün ‘’nasıl oluyor da bu soruna bir çözüm üretemiyoruz’’ diye tepkiler gösteriyor olsak da, toplumların huzurunu, refahını ve yaşamlarını tehlike altına alan büyük bir sorunla karşı karşıyayız.

Bu bağlamda uygulanan çabaların çok eskiye gitmeden, son beş - on yılın değerlendirmesini yaparak, yapılan teşviklerin ve alınan kararların işsizlik oranlarına ne denli etki yaptıklarını yeniden hatırlayalım;

5510 sayılı teşvik;çoğu işvereninde bildiği gibi, sosyal güvenlik kurumuna borcu olmayan(en önemli özelliği) işverenlerin prime esas kazancın % 5’lik nispetinde faydalandığı bir indirim türüdür. Örnek verecek olursak, 2017 yılı asgari ücretli çalıştıran bir işverenin prim esas kazancı (1.777,50 TL ) üzerinden ödeyeceği işveren payına düşen sigorta primi tutarından 88,88 TL tutarında bir indirim sağlanmasıdır. Bu durumun uygulamaya başlandığı dönemden itibaren işsizlik oranında bir düşüş meydana gelmiş midir? Tüik verilerine göre 2007 yılında işsizlik oranı % 10,3, 2008 yılında ise % 11 seviyesinde seyretmiştir. Bu teşvik uygulamaya başlandığı 01.10.2008 tarihinden sonra yani 2009 yılında ise işsizlik oranı % 14 olarak açıklanmıştır.

Yapılan bu teşvikin pek de yeterli olmadığı, 2009 yılında açıklanan işsizlik oranı ve daha sonraki yıllarda da açıklanan işsizlik verileri ile de gözler önüne sermiştir. Günümüze kadar devam etmekte olan bu teşvik, gösteriyor ki işsizliğin tek başına çözüme kavuşturulamayacağı, diğer teşvik uygulamalarını da beraberinde getirmiştir. Ancak 2010 yılına gelindiğinde % 2,1 oranında düşen işsizlik oranı, %11,9 seviyesine gerilemiştir. Nitekim bu uygulama ve diğer indirimler göz önüne alındığında bu oran yavaş yavaş iyimserliğini beraberinde getirmiştir.

Peki genel işsizlik oranlarında gençlerimizin durumu ne seviyede;.2008 yılında genç işsiz sayımız %20,5 iken 2009 yılında %25,3 oranına yükselmiştir.2010 yılında ise genel işsizlik oranı gibi düşüş gerçekleştirerek %21,7 oanına gerilemiştir.

5510 sayılı teşvikin yanı sıra,engelli istihdamı teşviki, araştırma geliştirme teşviki, işsizlik ödeneği alanların teşvikigibi bir takım teşvikler aynı dönemde devreye alınmıştır. Nitekim etkileri de sonraki yıllara yansıdığını görmekteyiz. Tabi ki bu durum yıllar itibariyle artan nüfus artışını da bir nebze olsun, işsiz kalmaktan kurtarmakla beraber işgücüne katılan yeni istihdamı da iş hayatına kattığı söylenebilir.

6111 sayılı teşvik;bu teşvik adeta gençlerin iş hayatına katılmalarına yönelik atılan adımların önemlilerinden biriydi. 2011 yılının Mart döneminden itibaren hayata geçirilen bu teşvik, 18-29 yaş aralığına olan erkek ve 18 yaşından büyük kadın sigortalıların faydalanacağı bir teşvik türüdür. Bazı kriterlerin arandığı bu teşvik, işveren hissesine düşen sigorta primi tutarının (işsizlik sigortası hariç) tamamı bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu sayede işverenlerim maliyetlerinin bir nebze olsun azaltıldığı, gençlerin özellikle iş gücüne katılmalarının hedeflendiği sistem olarak da bilinmektedir. Ancak bazı kriterlerin sağlanması ile en fazla 4 yıl faydalanılabileceği vurgulanan bu teşvik, çıktığı ilk günden günümüze kadar son bulması gerekirken, yararlı olduğu düşüncesiyle 2020 yılına kadar uzatılmıştır. İşsizlik oranında 2011 yılı % 9,8 ile gerilediği de görülmüştür. Genç işsiz sayısı ise %3,3 gerileyerek aynı dönemde %18,4 seviyesine gelmiştir.

Bu durum ileriki yıllarda nüfusun artması ve yeni gelen gençlerin de iş hayatına kanalize olmaları hedeflenerek bulunan yollardan biriydi. Bu sayede işverenlerin maliyetli personel yerine genç dinamik ve tasarruf sağlayıcı personelleri tercih etmesine iten en önemli yol olarak da gösterilmektedir.

Atılan adımlar sonrası, bazı kesimlerin işsiz sayılarının göz önünde bulunmasıyla yeni teşvikleri de beraberinde getirdi. Bunun adı ise; bölgesel teşvik modeli idi. Bu model ile bazı bölgelerin yüksek olan işsizlik oranına çözüm üretmek, genel oranın düşmesi ve bütün bölgelerin iş gücüne destek olması hedeflenmekte idi. Nitekim de oldu 01.01.2013 yılında uygulanmaya başlanan işveren hissesinin % 5’lik 5510 teşvikine ek olarak % 6 oranında bir teşvik daha uygulanmaya başlandı. ( Tabiki bu teşvik de bazı bölgelere göre 31.12.2017, bazı bölgelere göre ise 31.12.2018 tarihine kadar geçerli olacak.)

Bölgesel teşviklerinde hayatımıza girmesi sonrası, 2013 yılı genel işsizlik oranı % 9,7 olurken, genç işsizlik oranı ise %18,7 olmuştur. Bu teşvik ile en yüksek istihdam artışı 206 bin kişi ile Güneydoğu Anadolu bölgesinde oldu. İşgücüne katılma oranın en yüksek olduğu bölge ise Doğu Anadolu bölgesi oldu.

Gelen teşviklerle son dönemlerin işsizlik oranlarında genel bir seyir izlenmeye devam etmektedir. Bu seyrin 2014 yılı işsiz oranı; % 9,9 olurken, genç işsiz grubu işsizlik oranı ise % 17,9 seviyesindedir. 2015 yılı için genel işsizlik oranı % 10,3, genç işsizlik oranı ise % 0,6 yükselişle % 18,5 gerçekleşmiştir.

06645 sayılı teşvik;çoğu kimsenin belki de bilmediği ya da rağbet göstermediğini düşündüğümüz, torba yasa ile hayata geçirilen bu teşvik, işbaşı eğitim programı kapsamında işe alınanlara uygulanacak teşvik olarak da adlandırılmaktadır. İşkur’a kayıtlı işsizlerin işkur’un açmış olduğu işbaşı eğitimine katılıp, bu eğitimi tamamlayanların imalat sektöründe çalıştırılmaları halinde, çalıştıran işverenlerin işsizlik fonundan işveren hissesi nispetinde yararlanacakları bir teşvik modelidir. ( Kanun kapsamı 22.04.2015 – 31.12.2017 tarihleri arasını kapsamaktadır.)

2016 yılı işsizlik oranı ise % 10,9 olurken, genç işsiz oranı ise % 1,1 artış ile % 19,6 olmuştur. Bu durum teşviklerin ilk uygulandığı döneme kıyasla yavaş yavaş seyrini yitirdiği, artık yeni teşviklerin getirilmesinin kaçınılmaz olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz.

687 sayılı KHK ile gelen teşvik,işte son dönemde seyrini yavaş yavaş yitirmeye başlanan teşvik uygulamaları ve olağanüstü hal kapsamında çıkartılan bu teşvikle hedeflenen, işsizlik oranın yükselmesini önlemek, son dönemlerde belki de atılan büyük adımlardan biri. Neden böyle söylüyoruz, çünkü bu teşvikte işveren hissesinin tamamı değil işçi ve işveren için hesaplanan sigorta primi tutarının tamamı teşvik kapsamında değerlendiriliyor. Hatta gelir vergisi ve damga vergisinin de bir kısmı bu teşvik kapsamında dikkate alınmıştır. Bu sayede tabir edilen ‘’maliyetsiz personel’’ kavramı işverenlerin ‘’en sevdiği sigortalı’’ tabirini de beraberinde getiriyor. Ancak bu uygulama belirli şartları taşıması ile de ve süre sınırlamasına tabidir. Bu şartlardan en önemlisi ilave iş gücüne katılma şartı ve 31.12.2017 tarihine kadar geçerli olması. Öngörülen tarih işsizlik oranının izleneceği, işsizlik fonundan karşılanacak teşvik desteğinin de ileriki bir tarihe uzamasını düşündürmüyor değil. Uygulanmaya başlanan 01.02.2017 tarihinden itibaren işsizlik oranı dalgalanmaları, Mart ayında % 11,7, Nisan ayında % 10,5, Mayıs ayında % 10,2,Haziran ayında % 10,2 oranında açıklandı. Haziran ayında genç işsiz oranı ise % 20,6 olarak açıklanmıştır.

Sonuç olarak dikkate alacağımız bir sürü teşvik, uygulama vb. tedbirler olmasına karşılık, ülkemizde hala genel işsizlik oranı son dönemlerde çift hanelerde, genç işsiz sayımız ise genel işsizlik oranının hemen hemen iki katı seviyesindedir. Ancak işsizliğin büyük tehlikelerinden biri olan ‘’artan nüfus’’, yeni teşvikleri beraberinde getirmeye devam edecek gibi görünüyor. Bu teşvikleri finanse eden işsizlik fonu ise, bu teşviklere ne kadar dayanabilecek? İşsizliğin tehlike çanlarının çaldığı diğer bir husus da, teknolojik gelişmelerdir. Dünyayı etkisi altına alacağı düşünülen ‘’yapay zeka’’ buna karşılık verilebilecek önemli bir örnektir. İşsizliğin bu denli yüksek olduğu ülkemizde birde bu sorun ile karşılaşırsak, tedbir alınmadığı takdirde daha da olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalabiliriz.

• İşsizlik oranları ‘’TÜİK’’ tarafından hazırlanan ‘’İşgücü İstatistik’’ verilerinden alınmıştır.